Aylar: Haziran 2013

METİN UZAYDA

İlk hikayem olan Metin Uzayda’yı bir öykü şeklinde yazdım. Umarım beğenirsiniz. Bu kitabın devamı olan “Metin Dünyanın Merkezinde” adlı hikayem için ise buraya tıklamanız yeterlidir.

Uzay Ve Yıldızlar

METİN UZAYDA

Büyük bir şehirde Metin adında bir çocuk yaşardı. Bu çocuk uzay ve uzay bilimlerine çok meraklıydı. Büyüyünce astronot olmak istiyordu. Metin’in hayal gücü de çok yüksekti. Bazen dersin ortasında bile hayallere dalardı. Bu yüzden birkaç kez öğretmeninden azar bile işitmişti. Ama o hayallerinden hiç vazgeçmezdi. Hatta bazen öyle çok dalardı ki hayallerine düzgün sorulara bile garip cevaplar verirdi.

Örneğin Metin hayalinin ortasındayken babası; ‘‘Metiiiinn, sütünü içtin mi?’’ diye sorsa o da ‘‘Mars’ta hayatı mı soruyorsun babacığım? Yok, yok daha bulunamadı,” derdi. Çoğu hayali de uzaya dayalı olurdu. Bazı geceler evlerinin balkonuna çıkar ve gökyüzünü izlerdi. Bu izleyişlerinin çoğunda yıldızları incelemeye çalışır, onca parıltının içinde Mars’ı Satürn‘ü, Venüs’ü, Jupiter’i bulmaya çalışır, bazen bulutsu avına çıkardı. Ancak çoğu zaman bulamazdı. Hele hele Dünya’dan çıplak gözle görülebilecek bir kuyruklu yıldızın geldiğini duyunca sevincinden havalara uçar, neredeyse bütün akşamını balkonda kuyruklu yıldızı inceleyerek geçirirdi ve eğer yıldız parlaksa biraz arayıştan sonra hemen bulurdu. Bazen bu incelemeleriyle ilgili notlar alırdı.

Metin, özellikle uzay dergilerine çok ilgi duyardı. Çünkü onlar astronomi ve uzayla ilgili birçok bilgi verirdi ona ve yeni bir dergi adı duydu mu, hemen her gittiği yerde arar, ailesinden de aramalarını isterdi. Bildiği uzay dergilerinin nerdeyse bütün sayısını almıştı. Dergiyi eline aldı mı ister yüz, ister bin sayfa olsun kısa sürede okurdu. Yıllar ilerledikçe Metin’in içindeki uzay sevgisi arttıkça arttı. Uzayla ilgili birçok kitap ve dergi okudu. Bu arada uzay bilgisi de iyice artmıştı.

Nisan’ın 16. günüydü. Metin’in doğum gününe bir hafta kalmıştı. Annesi ile babası Metin’e harika bir hediye almayı düşünüyorlardı. Ancak Metin daha hediye alacaklarından bile haberdar değildi.
Metin’in doğum günü cumartesi gününe denk geliyordu. Metin, arkadaşlarıyla oyunlar oynadı, pasta yedi ve bir sürü hediye aldı. Kutlama bitip Metin’in bütün arkadaşları gidince Metin annesi ile babasına sordu:
—Siz bana hediye almadınız mı?
—Senin hediyen balkonda.
Metin tam gidip balkona bakacaktı ki babası onu durdurdu:
—Yalnız akşam görmen gerekiyor.
—Neden?
—Annesi söze karıştı:
—Hoop! Dur bakalım eğer nedenini söylersek hediye açığa çıkar ve sürprizi bozulur.
—Hediyeyi çok merak ediyorum ama yine de sabredeceğim.
Metin akşamı iple çekti, zor oyalandı. Bir ara, “Acaba gidip baksam mı? Bana gösterdik-lerinde de yeni görmüş numarası yaparım’’ diye düşündü. Daha sonra bu fikrinden vazgeçti. Ama bir türlü akşam gelmiyordu ki! Sonunda akşam oldu ve annesi Metin’i balkona çağırdı. Metin, hediyenin ne olacağını tahmin etmeye çalışarak yürüdü. Kendisine uzayla ilgili bir he-diye aldıklarını düşünüyordu. Bütün bu düşünceler Metin’in kafasından yıldırım hızında geçti. Düşünceleri bittiğinde kendini balkonun önünde buldu.
—Gözlerini kapat.
—Neden?
—Üzümünü ye, bağını sorma.
—Tamam.
Metin hediyeyi çok merak ediyordu. Acaba neydi? Annesi ile babası Metin’i balkona götürdükten sonra gözünü açmasını söylediler. Metin, gözlerini açtıktan sonra kısa bir şoka uğradı. Bu bir teleskoptu. Şoku atlattıktan sonra sırasıyla önce annesine sonra babasına sarılarak;
—İkinize de çok teşekkür ederim anneciğim, babacığım.
—Bir şey değil, sen mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz oğlum.
Bu güzel hediye bir teleskoptu.
Teleskop
Artık Metin her okuldan gelişinde, okula gitmeden önce, bazı hafta sonlarının neredeyse bütün gününü teleskobunun başında geçiriyordu.
Metin bir gün yine kahvaltıdan sonra, balkonda teleskobunun başına geçmiş, gökyüzünü seyrediyordu. Aslında çok şey göremiyordu ama olsun. Ona teleskobunun başında olması yeterdi. Metin, tam Ay’ı bulmaya çalışıyordu ki birden gökyüzünde sarmal bir şey belirdi ve içinden daire gibi bir şey çıktı. Metin, bunun ne olduğunu anlayamadı. Hayal gördüğünü zannetti. Gözlerini ovuşturdu, kendine tokat attı. Hayır! Bu gördükleri hayal değil bir gerçekti. Daire cisim yaklaştıkça ne olduğu belli olmaya başladı. Bu bir ufoydu. Metin çok şaşırdı. Ufo, kendi balkonlarına doğru geliyordu. Gittikçe yaklaştı ve büyüdü. Metin korkma-ya başladı. Ya içinden bir uzaylı çıkarsa ve Metin gerisini düşünmek bile istemiyordu. Ufo iyice yaklaşıp Metinlerin balkonuna iniş yaptı. Sanki Metin’in kalbi durmuştu.
Ufonun kapısı açıldı ve içinden bir uzaylı çıktı. Ama anında ufoya geri girdi. Biraz sonra aynı uzaylı gözünde bir güneş gözlüğüyle dışarı çıktı. Çünkü güneşten gözü kamaşıyordu. Bu arada Metin’in çok korktuğunu görmüştü. Ona, ‘‘Hiç korkma benden sana zarar gelmez.’’ dedi.
Metin:
—Sen kimsin?
—Ben başka bir gezegenden gönderilen ve bu dünyadan uzayla çok ilgilenen birini almaya geldim. Ve gördüğüme göre sen uzayı çok seviyorsun.
—Evet, çok seviyorum ama ben seninle gelemem
—Merak etme sonsuza dek yanımızda kalmayacaksın.
—Tamam. Ama annem babam ne olacak? Hem siz beni nereye götüreceksiniz.
—Kendi gezegenimize götüreceğiz. Anne ve babanın da hafızalarının bir kısmını yani seni hatırlayan bölümünü sileceğiz ancak sen geri dönünce geri gelecek. Biz bunu ve daha fazlasını yapabiliyoruz. Eğer gezegenimize gelirsen bizim teknolojimizden esinlenebilir, kendi gezegenine çok yararlı bir insan olabilirsin.
—Tamam.
Metin ile uzaylı, ufonun içine bindiler. Uzaylı, bir düğmeye bastı ve o sarmal şey tekrar açıldı. İçine girdiler. İçine girdikten sonra Metin bir baktı ki uzaylının gezegenine çoktan girmişler.

Bu gezegen çok garipti. Evler, arabalar uçuyor, insanlar ışınlanıyor ve daha neler neler oluyordu.
Uçan Araba
Bu gezegende yaşayanlar çok iyi insanlardı ama sevgi nedir bilmiyorlardı. Yani mutluluk vardı ama sevgi yoktu. Gezegenin teknolojisi çok ilerlemişti ve insanları bunun için çoğu şeyi yapabiliyorlardı. Metin bu gezegeni ilk gördüğünde çok şaşırdı. İnsanları Metin’i çok iyi karşılamışlardı. Ona hemen bir uçan ev verdiler. Buranın zaman dilimi farklı idi. Yüz seksen iki gün, bir yıl oluyordu. Artık o gezegende teknoloji nasıl ilerlemişse, insanlar yemek yerine hap içiyorlardı. Ancak ona normal Dünya yemeklerinden veriyorlardı.
İki yıl yani bizim zaman dilimimizle bir yıl geçmişti. Bir gün Metin’in uçan evinin kapısı çalındı. İçeriye bir uzaylı girdi. Ona bir şeyler anlatmak istiyordu. Metin, “Tamam,” deyince anlatmaya başladı.
Uzaylı:
—Şeeyy Metin kardeşim seninle çok önemli bir konuyu konuşmak için geldim.
—Çok önemliyse hemen söyle.
—Evet! Çok önemli. Yiyecek stokumuzun azaldığını söylemek için geldim buraya.
—Nasıl yani?
—Yani size vereceğimiz yiyecek kalmadı demek istiyorum.
—Bu olamaz!
—Merak etme. Sen de bizim içtiğimiz haplardan içebilirsin.
—Hayır olmaz, ben karnımı doyurmak için hap içmem. Hem iki yıldır burada kalıyorum, artık evime dönemez miyim?
—Ben bunu çok istiyorum ancak izin verilmiyor. Başbakanımız ve diğer yetkililer asla diyorlar. Sadece birkaç kişi ‘‘Olabilir.’’dediler.
—Her neyse, biz bu konuyu yarın konuşalım.
—Tamam!
Ertesi gün Metin ile uzaylı bu konuyu yeniden konuştular. Uzun bir konuşmadan sonra Metin kararını verdi. Bu gezegende biraz daha kalıp o haplardan içecekti.
Günler geçti. Metin yine normal hayatına devam ediyordu. Ancak, kendi gezegenini, annesini babasını, annesinin yaptığı pastaları, babasının hazırladığı kahvaltıları, okulunu, derslerini, arkadaşlarını çok hem de çok özlüyordu. Bir gün bu konuyu en sevdiği uzaylı arkadaşına açtı, Metin. Her şeyi anlattı ona.
Uzaylı:
—Anlıyorum, anlıyorum. Ben de bunu istiyorum ama…
—Ama ne!?
—Sadece düşük derecedeki yetkililer kendi gezegenine dönsün diyorlar.
Bir anda Metin’in aklına harika bir fikir geldi.
—Uzaylı dostum, ben bir şey buldum.
—Ne buldun? Çok merak ediyorum.
—Unuttun mu? Siz her iki buçuk yılda bir seçim yapıyorsunuz bütün yetkililer değişiyor ve bu seçimin zamanı geldi. Ona güvenebiliriz.
—Doğru ya! Ben bunu nasıl unutmuşum.
—Evet. Eğer yeni yöneticiler anlayışlı olurlarsa bu iş tamam demektir.
Seçime yaklaşık bir ay kalmıştı. Metin ve arkadaşı çok heyecanlıydılar. Yine anlayışsız biri çıkarsa! O zaman çok kötü olurdu. Ama iyi yanından bakılırsa, çok iyi ve anlayışlı biri de çıkabilirdi. Günler, haftalar geçti. Ve sonunda beklenen an geldi. Seçim ertesi gündü. Önceki dönemde olan yöneticilerden biri yazılırsa o oy geçersiz sayılıyordu. Sonunda o gün gelmişti. Bir yandan oy kullanılıyor, diğer yandan da oylara açılıp bakılıyordu. En sonunda akşam saat 21:30’da oylar açıklandı. Yeni yöneticiler çok iyi kişilerdi. Aynı zamanda çok da anlayışlılardı.
İki gün sonra uzaylı ile Metin cumhurbaşkanına istediklerini söylediler. Cumhurbaşkanı onları anlayışla karşıladı. ‘‘En kısa sürede hazırlıklar yapılacak ve sen de gidebileceksin,’’ dedi. Metin, bu habere çok sevindi. Fakat bir isteği daha vardı. En sevdiği uzaylı dostunu da yanında Dünya’ya götürmek istiyordu. Cumhurbaşkanı önce kabul etmek istemedi. Ancak sonra bir daha düşününce, “Tamam!” dedi. Dört gün içerisinde bütün hazırlıklar tamamlandı.
Metin ve arkadaşı çok heyecanlıydı. Ayrılma günü geldiğinde bir yandan üzüldüler, bir yandan da sevindiler. Üç dakika içerisinde Dünyadaydılar. Bu arada uzaylı, Metin’in annesi ile babasının hafızalarının giden bölümü geri getirdi. Metin, uzaylı dostunu bir oyuncak gibi saklayıp, annesi ile babasına göstermeyecekti. Metin, annesi ile babasına uzaylıyı buraya getirmesi dışında her şeyi anlattı. Onlar buna inanmadılar. Yine Metin’in gördüğü hayallerden biri zannettiler. Zaten Metin de böyle tahmin ediyordu.
***SON***

Yorum atmaktan çekinmeyin.

Bundan sonraki hikayem olan Metin Dünyanın Merkezinde’yi de okumak istiyorsanız aşağıdaki linki izleyebilirsiniz:
https://barisozgenc.wordpress.com/2014/06/03/metin-dunyanin-merkezinde/

İletişime geçmek istiyorsanız aşağıdaki iletişim formunu da doldurabilirsiniz.